Türkiye’de yaşayan kimsenin Cumhuriyet ile bir sorunu olduğunu sanmıyorum.
Türkiye’de kaçıklar dışında kimse, Cumhuriyet dışında bir yönetim tarzını istemez.
Başbakan da, Cumhurbaşkanı da Cumhuriyet çocuklarıdır.
Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyet, sorunlu da olsa demokratik niteliğiyle bu “çocukları” ve arkadaşlarını ülkenin doruklarına taşıdı.
Ama, “bu çocukların”, Cumhuriyet’in ilkeleriyle sorunları var.
O ilkeler ki, kendilerini iktidara getiren Cumhuriyet’le bütünleşiktir.
Üç niteliği sayabiliriz: 
Laiklik, demokrasi, kuvvetler ayrılığına dayanan parlementer rejim.
Cumhuriyet, bu anlamda bir hukuk devleti ilkeleri üzerinde yükselir.
”Tanrı “yı, “Tanrı adına davranmayı” yönetime karıştırmaz.
Bizim Cumhuriyetimiz bunlarla hayat bulmuştur.
İktidarını, yarı veya tam, “Tanrı’ya dayandıran” yönetimleri “Cumhuriyet” olarak nitelendirmek yanlıştır.
Onlar Cumhuriyet değildir.! 
Şah-mah, kral-kraliçe ve benzeri, “başka bir sülale”, başka tür bir “hanedanlık rejimleridir.”
Bizim Cumhuriyet, demokrasi ile bütünleşmiştir.
Demokrasi, “halk içinde”, kısıtlamasız, tüm görüşlere ve yurttaşlara “oyun alanı” açar.
”İslam Cumhuriyetleri” ise böyle değiller.
Onlar ancak “İslami hanedanlık” rejimleridir.
İslam”ı, yani din ve inançları siyaset ve yönetimin merkezine oturtmayan kişi ve kuruluşlara hayat hakkı tanımazlar.
Tıpkı İran’da, Libya’da ve başka yerlerdeki “cumhuriyetler” gibi.
Bir “İslami Cumhuriyet”te bana bu yazıyı yazma hakkı tanımazlar, düşüncelerimi özgürce dile getirmemi engellerler.
Ama bu “engelleme”, benim için böyle bir rejimde “en iyi seçenek”tir.!
Diğer seçenekler: 
Ülkemi terk etmek, hapiste olmak veya hayatta olmamaktır.
Demokratik cumhuriyet” sayesinde iktidar olanlar, Cumhuriyetimizin yukarıda saydığım temel nitelikleriyle ve “demokrasi” özelliği ile sorunludur.
Seçmemin yarısından çoğu da böyle..!
Parlementer demokrasinin bütün güç odaklarını kendilerine bağlamak istiyor .
Parlementer rejimin “kuvvetler ayrılığı”özelliği aşınmıştır.
Hukuk devleti giderek tartışmalı hale geliyor.
Medyada ve ekonomi dünyasında 
“İktidar Sesi”nden başka sesler duymak istemiyorlar ve “tekleştirdikleri” devlet güçleriyle, ses kısıyorlar, varlık sıfırlıyorlar.! 
İleri ülkelerin eğilimi, dünyanın gelişimi çevremizdeki coğrafi koşullar, geniş İslam coğrafyasının “ekonomik sömürge” niteliği ile buna uygun demokrasi, kadın temel hak ve özgürlükleri alanındaki kabul edilemez gerilikleri ki 2015 Küresel Cinsiyet Uçurumu Raporunda, Türkiye 145 ülke arasında 130. Durumda olduğu da bize yol göstericidir.
Demokrasi, Cumhuriyet’in vazgeçilmez niteliğidir.
Laiklik ise bu ikilinin başlıca teminatıdır.
Demokratik Cumhuriyet, laiklik ve hukuk devleti ilkelerinden yararlanarak iktidar olanlar, şimdi “otoriter” rejim kuruyor.
Bütün işaretler bunu göstermekte.
Bu otoriter rejimin sınırlarını da kendileri çizecektir.
Ama geçmiş nitelikleri ve İslami politik kimlikleri, 
Cumhuriyet’e nasıl ve neyin “otoritesi”ni takacakları konusunda da yeterli ipucunu vermektedir.
Ama daha alacakları çook yol var.
Demokratik Cumhuriyet, hukuk devleti, laiklik ve 
“Cumhuriyet Bayramımız” kutlu olsun..
 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.