Bir hafta önce Akyazı’da kaybedilmiş 2 puan, bir üst sıradaki Galatasaray’ı yakalama fırsatı tepilmiş, kendi sahasında puan kaybetmenin vermiş olduğu moral bozukluğu, tüm bunlara rağmen galibiyete olan inanç. Bu koşullar altında Kayserispor’u ağırladı Trabzonspor. Maç öncesi şehirde ve maç boyunca tribünlerde kardeşlik vardı, tadında olsaydı daha iyi olurdu ama maalesef abartıldı. Bu kardeşliğin dışarıdan bakanlara laf fırsatı vermeyecek seviyede kalması daha hayırlı olacaktır. Trabzonspor bugüne kadar sahasında Kayserispor’a hiç kaybetmemişti, Ersun Yanal önderliğinde yine bir ilki gerçekleştirdi ve kaybetti.

Maçın kilit noktası; Kayserispor’un sahaya bir taktikle çıkmış olması ve takım oyununa önem vermesiydi. Trabzonspor’un ise herhangi bir taktiği yoktu ve bireysel becerilere güveniyordu. Orta sahada Okay’ın yokluğunda Aytaç Kara’ya görev veren Yanal belki de maçın kaderini belirliyordu. Zira Raheem Lawal’ın attığı 2 golde de başrolde Aytaç Kara vardı, 2 golde de rakibini tutamadı. Takım Aytaç Kara olmadan 10 kişi oynasa yine bu skoru alabilirdi. Bu durum tribünlere de yansıdı, oyundan çıktığı 84. dakikaya neredeyse her pozisyonda tribünlerden tepki aldı Aytaç. Peki tüm sorumluluğu Aytaç’a yıkmak ne kadar doğru? Hele ki onu 84 dakika oyunda tutan bir Ersun Yanal varken.

Dün sahada adeta bir Ersun Yanal faciası yaşandı. Oyunu okuyamama, taktiksel yetersizlik, oyuncu değişikliklerindeki basiretsizlik yine had safhadaydı. Üstelik bir de Rodallega değişikliği var ki maçın adeta Hiroşima’sı ve hatta Nagazaki’si oldu. O ana kadar sahanın en dinamik, en istekli, en arzulu oyuncusu olan Rodallega’yı almak ne tür bir taktiksel düşüncedir anlayabilmek mümkün değil. Ha yaptığın değişiklik maçın seyrini değiştirir, gol bulursun kazanırsın o ayrı, o zaman sen haklı olursun. Rodallega’nın sahadan çıkarken yaptığı hareketler tartışılabilir, doğrudur yanlıştır o yönetim ve teknik kadronun çözeceği bir sorun. Lakin bir gerçek var ki futbolun “F”sinden anlamayanlar bile o değişikliğin yapılmaması gerektiğini bilir. Değişiklikler haricinde son 2 haftadır Ersun Yanal’ın denediği bir şey var; Damdoy’u forvet arkasına yerleştirip Yusuf Yazıcı’yı kanada çekmek. Geçen hafta bu taktikle Damdoy fena oynamadı ama Yusuf Yazıcı sahada yoktu. Buradaki kritik soru şu; o pozisyonda bir tercih yapılacaksa bu takımın geleceği olarak lanse edilen Yusuf Yazıcı mı yoksa sözleşmesine 1 yıl kalmış 32 yaşındaki Damdoy mu olmalı? Yusuf Yazıcı’yı adeta bitiren, sahada yokları oynamasına sebep olan bu taktik 2 haftada tam 5 puana mal oldu, üstelik bu maçların ikisi de Akyazı’da yani evimizdeydi.

Maçı özetlersek; Kayserispor alan daralttı, kontra denedi, Trabzonspor’a kanatları kullandırtmadı. Böyle olunca Trabzonspor’un en büyük kozu olan kanat aktiviteleri sonuç vermedi. Ortadan etkili gelebilen Yusuf Yazıcı’nın kanatlara hapsedilmiş olması sonucu göbekten de gelemedi Trabzonspor. Tüm bunlara hem kenardaki hem de saha içindeki bireysel hatalar eklenince Galatasaray’ın 3 puan kaybettiği bu haftada 4. sıraya yaklaşabilme, başka bir deyişle Avrupa’ya doğrudan gidebilme umutları biraz daha azaldı.

Maç sonunda Ersun Yanal kadronun hem ileride basmak hem de geride savunma yapmak için yeterli olmadığını belirtti. İyi de Sayın Yanal sezon başı transferler yapılırken scout ekibi ile oyuncu izleyen siz değil miydiniz? Başkan Usta’nın tüm transferlerden haberi vardı dediği hoca siz değil de bir başkası mıydı? Yaptırdığınız transferlerden Suk ve Ibanez nerede? Bero neden haftalardır kadroya giremiyor? Castillo’ya neden kafayı taktınız da oynatmıyorsunuz? Madem oynatmayacaktınız UEFA mali kriterlerinin iflahımızı kuruttuğu bir dönemde bu transferlere neden izin verdiniz ve Kulübü neden ekstra maliyet ve maaş yükü altına soktunuz? Taktiksel olarak yetersiz olmanız düzenli çalışma ile halledilebilir lakin iyi niyetinizde problem varsa bu çözülemez. Camianın tekrar ayağa kalktığı, tribünlerin yeniden dolmaya başladığı bir dönemde size çok önemli sorumluluklar düşüyor. Kendinizi bir sorgulayın, kişisel problemlerinizi artık çözün ve 50. yıla odaklanın. Yok eğer yapamayacaksanız umut dolu yürekleri de daha fazla oyalamayın.

Bu noktada Yönetimin de bir tercih yapması gerekiyor. 50. yıl planlaması Ersun Yanal ile mi yapılacak yoksa 50. yılın en büyük transferi teknik direktör mü olacak. Ben istikrardan, sürekli teknik adam değiştirilmemesinden yanayım. Ancak yanlışlarında ısrar eden bir teknik adamla devam edilmesine de karşıyım. Yönetimin işi zor ama zaten zor işleri çözmek için oradalar. Bir sürü sözler verildi, birçoğu tutulmadı. Galibiyetler tutulmayan sözleri unutturdu ama kötü futbol devam ederse bunlar tekrar sorgulanmaya başlanacaktır. Örneğin stat sponsorunun halen daha kesin olarak belli olmaması gibi.

Özetlersek; Avrupa hedefi devam ediyor ama Ersun Yanal gitmemek için ne gerekiyorsa yapıyor. Son maçta kaybedilen 3 puanın tek sorumlusu kendisidir. Trabzonspor neden kazanamadı diye sorarlarsa verilecek cevap belli; Ersun Yanal böyle istedi.

Saygılarımla,

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol