CHP'nin "Fındık İçin Adalet Yürüyüşü"nü de vesile kabul ederek, "fındık ve siyaset" konusunda oldukça kısa bir ben diyeyim "dersi", siz söyleyin "değerlendirmeyi" bir kere daha yapalım mı? Yapalım yapmasına da, ben 40 yıldır bu mihvalde gerçekleri rakamlarla ortaya koyuyorum ama, hiç kimse, ille de siyaset yapanlar bir türlü, yan anlamıyorlar, ya da anlamak istemiyorlar.

*

Aslında işin püf noktasıbu konuya "Nereden baktığınıza?" bağlıdır.

Üreticinin "Düşük fiyata tepkisi" noktasından bakarsanız siyasetçilerin gayretleri için "İnşallah yarar getirir" diyebilirsiniz.

Yok; iktidardaki partilerin (bugün AK Parti'nin) "fındık politikaları tamamen yanlış" noktasından bakıp da, Türkiye'de muhalefet adına (bugün Türkiye tek muhalefet CHP kalmıştır), "bundan siyasi rant sağlayalım" hesabını yaparsanız, açık açık söylüyorum "yanılırsınız!"

*Aslında "yanılmazsınız" demeyi çok ama çok isterdim! Çünkü, ortada bir memnuniyetsizlik var ise (ki öyledir), bunun siyasette de karşılığı, sandıkta da bedeli olmalıdır değil mi?

Ama kazın ayağı hiç de öyle değil! Adeta hiç olmuyor!

Meselâ; 1980'den sonrasında yerel ve genel seçimlerin sonuçlarını tahlil ettiğinizde, iktidar ya da muhalefetteki siyasi partilerin fındık fiyatı üzerinden uyguladıkları veya uygulamayı taahhüt ettikleri alım-piyasa politikaları olumlu ya da olumsuz sandığa hiç ama hiç yansımamıştır. Yansımış ise de, devede kulak misali bile değildir! Olsa olsa devede tüy olabilir!

Yani, kısacası; "fındıkla siyasetteki hedef ve beklentiler hiç bir zaman, at başlı olmamıştır!"

Yani, paralellik göstermemiştir.

İnanmayanlar, ya da benim gibi, söylenene inanmayıp, araştırarak öğrenmek isteyenler için, 1983'den sonra yapılan tüm yerel ve genel seçimler ile sandıktan çıkan oylar devletin arşivlerinde mevcut, internet kayıtlarında bulunmaktadır.

*O ki fındıktan kelâm eyledik, devletin "fındık üreticisine kayıtsız şartsız destekleme yapıyorum" dediği, üreticinin ise "üreteyim, üretmeyeyim. Bu beleş ve garanti para benim hakkım" saydığı alan bazlı fındık parasından da bir iki kelimeye dem vuralım mı? Hadi vuralım!

Her ne kadar 2009'da hayata geçirilen, Fındıkta Serbest Piyasa Sistemi sırasında meydana gelebilecek mağduriyetlerde "Üreticiye Alan Bazlı Destek" adı altında uygulamaya konulmuş olsa da, bu artık "destekleme sayılmıyor."

Ya da, dekar başına 170 TL olarak verilen bu paranın "destekleme primi" olduğundan hiç söz edeni kalmadı.

Sanki "emekli maaşı", ya da "abone bedeli" olarak haline geldi.

Oysa, dönümde fındık üretiminin 80-90 kg'a kadar düştüğü haller de (ki Tarım Bakanı'nın açıkladığı 670 bin tonluk rekolte onu gösteriyor), bu destek kilo başına 2 TL'ye tekabül ediyor.

Onun için şu fiyat konusunda bir önerim var.

TMO'nun 50 randıman üzerinden Giresun Kalite de 10.30 TL, levantta ise 10.00 TL'lik alım fiyatı üzerinden birileri otursun bir hesap daha yapsınlar.

Üzerine de 2 TL'yi ilave etsinler. Yetmez, verim kaliteyi arttırarak 50 üzerine ekledikleri 4-5  randımanın (!) farkını da koysunlar. Gerçek fiyatı bulsunlar.

Bakın bir kilo fındıktan üreticinin elde ettiği para kaç lirayı buluyor?

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol