22 Temmuz saat 12:00. Yer Alaşehir.  6 Üzüm işçisi hayatını kaybetti, 16 işçi yaralandı. Çocuklarına aş alabilmek için, okula yollayabilmek için, alınteri ile para kazanmaya giderken öldüler. Altısı da kadındı.

20 Haziran 2016 Elazığ’da 9 sera işçisi hayatını kaybetti.

13 Mayıs 2014 Soma’da 307 kişi yaşamını yitirdi.

..... 10 kişi

…….7 kişi

…… 3’ü kadın 5 kişi. Bir süre sonra sadece sayıdan ibaret kaldılar medyada.

İşçi ölümlerinin en fazla yaşandığı iş kolları sendikalaşmanın en az olduğu yerler. Ne tesadüf değil mi?

Sendikası olmayan bir işçi hakkını arayamaz. Hakkını arayamayan şçi güvencesiz bir şekilde çalışır ve sonuç bellidir. Kask isteyemez, maske isteyemez, fazla mesaiye yok diyemez. Yorgunken çalışır, hasta iken çalışır, karanlıkta çalışır. Ve sonuçta fıtrat, onu , ölüme mahkum etmiştir.

Ayni miktardaki kömür için Çin'de bir kişi ölürken biz 12 işçimizi toprağa veriyoruz. 2005 yılına kadar madenci ölümleri Çin'de de bizim gibiymiş. 2005 yılında 214 kişinin ölümüyle sonuçlanan kaza sonrasında bizim gibi davranmamışlar. İlk defa ölümleri soruşturmuşlar. Eyalet Valisi başta olmak üzere 31 yönetici, bir kısmı hapis cezası almak üzere çeşitli idari cezalara çarptırılmışlar ve böylece kazaların üstünün örtülmesi geleneği Çin'de tarihe gömülmüş. Ve 2005'ten sonra Çin'de giderek azalmış madenci ölümleri.

Şimdi soru şu; bizim ülkemizde madenci ölümleri azalacak mı?

Soma’dan sonra mahkemelerin verdikleri kararlara bakarsak sorunun cevabını bulmuş oluruz.

İşçi cinayetleri fıtratta yoktur ve olmamalıdır.

Peki bu kadar zulme, bu kadar az ücrete, fazla mesaiye ve ölümlere neden ses çıkarılmaz? Tek neden var; işten çıkarılmamak.

1980’de işçiler arasında sendikalaşma oranı % 30 iken şimdi %7’lerde. 12 Eylül Uluslararası sermayenin istediği şekilde olmuş ve devamında da istenildiği şekilde sürdürülmüştür. İşçinin ve emekçinin üzerinden buldozer gibi geçmiştir.

Bütün işçi ölümlerine hayır diyoruz. Ama çocuk işçi ölümlerine binlerce kere hayır.

TORNACI ÇOCUĞUN SÖZLERİ
Tornayı öğrendim,
tesviyeyi,ekzantriği,presi,
Makineleri seviyordum
ustamın eksik parmaklarını fark edene kadar.
Saçlarım kirli,üstüm başım yağlı.
Yine de cumartesi sabahı haftalığımı aldığımda,
pek fazla bir şey değil,
sevinçle koşuyorum evime.
Yeni libaslar,pabuçlar hayal ederdim eskiden.
Oyunları da unuttum, harfleri de.
Adım tornacı çocuk.
Gülmeyi bilmez değilim,erteledim biraz...
FARİS KUSEYRİ

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner292