Bizim meslekte günlerin, "çalışma" veya "tatil" günü diye ayrımı yoktur. Yani, bizim için Pazartesi'de aynı, Pazar'da... Cuma'da Cumartesi'de.

Onun için "En büyük ibadet çalışmaktır" denildiğinde hep, "O zaman ahrette yaşadık!" der ve çok sevinirim!

Söz konusu çalışmak olunca farklı değil de, "yaşam boyu spor" olunca farklı mı sanki.

Hele hele Ergun Ata gibi, yürüyüş yapmadığı günü kafaya takarak kendisi ile birlikte yanında yakınındaki herkese zehir eden birisi de hayatınız da var ise, yandınız demektir!

Şu sıralar saatlerin 06.00'ya denk geldiği sırada okunan Ezanın ardından, "en hayırlısı" olan Sabah Namazı'nı kıl. Sonra saat 07.00 oldu mu Büyükşehir Belediyesi'nin Trabzon halkına (tabii kullanmasını bilenler için) yaptığı en büyük hizmet olan sahil yürüyüş yolunda 7 ila 10 km arasında yürü ya yürü!

Haa, "bizim için tatil günü değil" dememize rağmen Cumartesi-Pazar yürüyüşün başlama vuruşunun genelde 08.00'e kaydığını da belirtmemiz lazım.

Dün sabahki gibi.

Ergun Ata ile Beşirli kesiminden başladığımız yürüyüşün yarı yolunda Cevat Ocak'a denk gelip, O'nu da kendimize yoldaş edinmek, Ayasofya'ya vardığımızda geç kalan Erkut Çelebi'nin iştiraki ile vitesi değilse bile ekibi dörtleyerek gerisin geri Beşirli'ye doğru sürmeye devam etmek. Hemen ykarşımızdan seyrü sefer eyleyen Hamza Mısır'ın biraz sonra, "Arkanızdan İçişleri Bakanı Süleyman Soylu geliyor" telefonu ile bizi uyarması, "Günaydın" diyelim hesabıyla frene basıp tempoyu düşürmemize neden oldu.

Arkaya döndük baktık baktık. Sayın Soylu'nun gelişine işaret aradık. Kalabalık falan yok. Biraz dikkatlice bakınca 300-400 metre ilerde 7-8 kişilik bir grubu fark ettik. "Bunlar olacak değil ya" dedik. Öyle yaya, son yıllarda Devlet-i Ali'nin büyüklerinin etraflarında koruma orduları ile dolaştığına tanıklık eylediğimiz için 7-8 kişilik grubun Süleyman Soylu ekibinin olabileceğini tahmin etmek bile abes olurdu!

Grup yaklaştıkça biz yanıldığımız anladık. İçimizden "Keşke böyle olsa. Biz hep yanılmaya razıyız" demedik değil.

Biraz sonra bize yaklaşan Sayın Soylu ile selamlaşmayı yaptıktan sonra, "İnşallah yakın bir gelecekte bu ülkede özellikle yukarıdakilerin tümü sizin şu andaki yalnız yürüyüşünüz (yanında eşi, danışmanı Ali Faik ve biri bayan 2 güvenlik mensubunun olduğunu belirtelim) gibi, koruma ordusu olmadan hareket ederler. Yani bu ülkenin güvenliği böyle olur" diye kendisine temenni de bulunmadık da değil.

"İnşallah. Onun için çaba sarf ediyoruz" demesinin ardından, bundan 6 ay önce Mardin'e yaptığımız bir gezi sırasında güvenlik kuvvetlerinin Sayın Bakan'ın varlığı ile devlete ne kadar güvenir hale geldiklerini, sokaktaki Mardin halkının da, "Sizin hemşerinizden sonra kendimizi daha güvenli hissediyoruz"  ifadeleri ile muhatap olduğumuzu hatırlattık.

Cevat Ocak, araçlardaki cam filmi tartışmasını ve uğranılan zararı hatırlatınca, "Bazen olur. Demokrasi böyle bir şey. Gereğini yapıyoruz" dedi.

Ama, Süleyman Soylu'yu böyle yakalamış iken insanın, özellikle de kamu adına, halk için görev yapanların olaylar ve konularla ilgili teşhis ve tariflerinin ne denli önemli olduğunu 15 Temmuz 2016 ihaneti sonrasındaki söylemler üzerinden teraziye koyarak değerlendirdiğimizi bir kere daha hani derler ya, "yüzüne yüzüne" bakarak, hakkını teslim ederek hatırlattık.

Sayın Soylu'nun, 15 Temmuz'un hemen akabinde Habertürk TV'ye bağlanarak yaptığı ve bizim, "Şeytanın adresi, tek Süleyman Soylu'dan" başlığı ile kamuoyu ile sıcağı sıcağına paylaştığımız açıklamaların doğruluğunu  bir kere daha birlikte teyid ettik.

15 Temmuz hainliği ile ilgili olarak, birileri gibi evirmeden-kıvırmadan "Tüm bu darbelerin arkasında Amerika vardır" ifadesini net bir şekilde kullanan Süleyman Soylu'nun dost doğru teşhisi bugün görülüyor ki, başta Ortadoğu coğrafyasında olup bitenler olmak üzere ABD isminin geçtiği her gelişmeyi, her olayı da kapsamaktadır.

Sayın Soylu, o tarihteki söyleşinde aynen şu ifadeyi de kullanmıştı:

-“Türkiye’deki bütün bu oyunların terörün, Suriye’nin, Irak’ta olup bitenlerin, bugün olup bitenlerin arkasında Amerika’nın kendi hevesleri var.”

Ez cümle; güneşin ışıklarını güne salmaya başladığı zaman diliminin sabah olarak adlandırılan kısmında, üzerinde bin bir türlü oyunların sergilendiği bir coğrafyanın merkezinde bulunan Türkiye'nin yakın geleceğinde can ve mal güvenliğinin had safhada olmasıyla yürüyüşlerin daha bolca gerçekleştirme dileğimize candan katılan vatandaş Süleyman Soylu ile hasbıhal umutlarımızı yeşertmiştir.

Not:

Söz konusu "Şeytanın Adresi; Tek Süleyman Soylu'dan" başlıklı yazımız 18 Temmuz 2016 tarihli Karadeniz Gazetesi arşivinden okunabilmektedir.

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol