Merve Yavuz artık yalnız yürüyor…

Bir sonbahar sabahı Trabzon'da doğmuş ve büyümüş, Karadeniz müziğine kişiliği ve sesiyle renk katan Merve Yavuz'la güzel ve bir o kadar keyifli bir sohbet gerçekleştirdik.

banner228
Merve Yavuz artık yalnız yürüyor…

Bir sonbahar sabahı Trabzon'da doğmuş ve büyümüş, Karadeniz müziğine kişiliği ve sesiyle renk katan Merve Yavuz'la güzel ve bir o kadar keyifli bir sohbet gerçekleştirdik.

01 Aralık 2016 Perşembe 07:57
Merve Yavuz artık yalnız yürüyor…

Röportaj: Halim Gökhan KESKİN

Bir sonbahar sabahı Trabzon'da doğmuş ve büyümüş, Karadeniz müziğine kişiliği ve sesiyle renk katan Merve Yavuz'la güzel ve bir o kadar keyifli bir sohbet gerçekleştirdik.

Merve Yavuz; İMERA grubu ile birçok etkinliklere katılmış, kendine has tarzı ve sesiyle izleyenleri her zaman büyülemiş bir kişilik.. İMERA grubu ile yollarını ayıran Merve Yavuz, küçük yaşlardan beri ilgi duyduğu Karadeniz müziğini en iyi yorumlayanlardan biri. Ancak, İMERA ile yollarını ayıran Merve Yavuz şimdilik tutkuyla bağlı olduğu öğretmenliğini sürdürürken, çok sevdiği müziğe de devam ediyor.

Merve Yavuz İlk, Orta ve Lise öğrenimini Trabzon’da tamamladı. Erzurum Atatürk Üniversitesi Eğitim Fakültesi Müzik Öğretmenliği bölümünü okudu ve Yüksek Lisansına aynı Üniversite’de devam ediyor.  Yüksek lisansın ikinci döneminde Erzurum’un Karayazı ilçesine atandı ve burada Öğretmenliğe başladı.  Sesinin güzelliği ve müziğe olan ilgisi sonucu arkadaşları ile İMERA kurdu. Ancak, çeşitli nedenlerle İMERA ile yollarını ayıran Merve Yavuz, bir yandan Yüksek Lisansını tamamlarken, diğer yandan da müziğe bireysel olarak devam edeceğini söylüyor..

Merve Yavuz’a onunla ilgili merak edilenleri sorduk; o cevapladı:

“Trabzon’a dönüşünüz ne zaman oldu?”
Trabzon’dan 2005 yılında üniversite eğitimim için ayrıldım,  Bir yıl Karayazı’da çalıştıktan sonra 2011 yılında Trabzon’a geldim. Karayazı’nın da bana katmış olduğu güzellikler asla unutamam. Karayazı’da rakım 2 bin 500.. Türkiye’nin üçüncü yüksek ilçesi.  5 – 6 ay karın kalkmadığı çok sıkıntılı bir yerdi. Belki de ayaklarımın bu kadar sağlam yere basmasının tek sebebi Karayazı’dır.

“Müzik hayatına girmek ve İMERA’yı kurmak nerden geldi aklınıza”.
İmera olarak biz birbirimizi çocukluktan tanıyoruz. Lise dönemlerinden. Ara sıra bir araya geldiğimiz de bir şeyler söylerdik. Aslında şöyle başladı. Babamın doğum günüydü ben ona ne alabilirim diye düşünürken  en güzel hediyeyi sesimle verebilirim diye düşündüm. Şu anda İmera’nın aranjörü ve gitaristi olan Yıldıray’ın tuttum kolundan  stüdyoya soktum. Yarım saat değil belki de stüdyoya girdik ve ‘’Servet Kocakaya’nın, Doğum Günü’’ adlı parçasını okudum çıktık. İlk etkileşim öyle oldu diye düşünüyorum J

Ben şarkı söylemeyi hep çok sevdim. bir tutkuydu benim için ama sahneye çıkayım, şöyle yapayım gibi düşüncelere kapılmadım. Bana böyle bir teklifle gelinince gerçekten çok şaşırdım yani. Hatta ben iki gün karın ağrısı çektim ben babama nasıl söyleyeceğim diye.

Trabzon çok gelişmiş olabilir ama burada doğup büyümüş ve az buçuk ailemde tanınıyor  ve onunda vermiş olduğu tedirginlikle beraber acaba ne olur diyerek hep ileriyi görerek adım atmak istedim. Derken derken ben ilk önce erkek kardeşime danıştım. Erkek kardeşim de bana nasıl söylediysen babama da öyle söyleyeceksin dedi. Şuan o tablonun hepsi net gözümde. Bir de şöyle bir şey var. Ailem benim konservatuar okumamı isterken ben müzik öğretmenliği okudum. Annem bundan dolayı bir tepki gösterdi zamanında neden bunu düşünmedin diye. Babamda tamam albümü okuyabilirsin ama hiçbir konsere çıkamazsın dedi. Tamam dedim olsun. Ama ben İmera ile bu kadar erken büyüyeceğimi bu kadar erken yol alacağımı düşünmemiştim.Biz İmera 7 yılda falan bu konuma gelir diye düşünürken 2 yılda aldı başını gitti yani gerçekten çok sevildi. Derken de ilk konserimde de ikincisinde sonuncusunda da babam hep en öndeydi. Aile desteğiyle beraber devam ettim.

Müzik piyasasının şöyle bir kötü yanı var. Her zaman solist ön plandadır. Ama önemli olan arkasıdır. Sen ne kadar iyi olursan olsun eğer arkadaki enstrümanistler iyi değillerse sana bunun hiçbir katkısı yoktur. Sana o hissi uyandırmaz. Bundan dolayı hep grup mantığıyla ilerledik.

Neden müzisyenlik değil de, öğretmenlik?
Ben ikisini de bir arada yürütebileceğimi düşündüm. Ona göre ayarladım bütün işlerimi. Konserlerimi falan dersim olmadığı zaman hafta sonları yapıyorduk. Bu arada arkadaşlarım benim için, belki de alabilecekleri birçok işi almadılar. Bunu da söylemeliyim. Fakat öğretmenlik benim için bambaşka bir tutku, şarkı söylemek nasıl bir tutkuysa, öğretmenlikte başka. Belki de kadın olmanın vermiş olduğu içgüdüsel şeyle yani annelik duygusuyla beraber, o çocukların o gülüşleri, sarılmaları...bizim aramızda çok farklı bir bağ var. Öğretmenliği bırakmam. Bazı şeyler insana yapışmıştır ya hani. Deriz ya bu sana doğuştan gelmiş bir şeydir diye. Öğretmenlikte bana biçilmiş kaftan gibi. Öğrenciydim öğretmen oldum, sonra okul müdürü  ileriye dönük hep hedeflerim olacak.

Herkesin çok merak ettiği ve çok fazla konuşulan bir şey var o da İmera’dan ayrılmanız. Bu ayrılığın nedeni nedir?
Benim yerimde bir başkası olsaydı kesinlikle grubu bırakmazdı.çünkü çok sıkıntısını çektik. Ciddi anlamda çok fedakarlık gösterdik. Ben öğretmendim ama arkadaşlarımın başka bir işleri yok. Onlar müzisyenler ve bu şekilde yola devam edecekler. O anlamda çok başka bir arkadaşlığımız vardı gerçekten.Fakat bazen yol ayrımına girilebiliyor. İnsanların belirli dönemleri oluyor. Belki iletişimsizlik, belki başka bir şey. Fikir ayrılığından dolayı bir ayrılık yaşadık işte... İnsanlar yol ayrımına gelebiliyorlar.  Bunu ben belirttiğim zaman grupla gönül bağım devam ediyor demiştim ama şuanda gönül bağım devam etmiyor. Aramızda büyük tartışmalar olmadı hiçbir zaman.

Şunu belirtmek istiyorum. Ben ayrılırken de ben bireysel devam edeceğim diye ayrılmadım. Hiçbir zaman bu fikir yoktu aklımda .  İmera’yla bir yere geldim ve şimdi İmera’yı yarı yolda bırakayım kendim devam edeyim gibi bir düşüncede olmadım. Sonrasında birkaç ismin beni itmesiyle bireysel devam ettim.

Derken Burcu Yeşilbaş benim klip yönetmenim ve yol arkadaşım, Merve neden yapmayacaksın niye yapmayasın diye diye beni güzel bi yola sürükledi.Kendisine burdan tekrar teşekkür ediyorum.  Ve şuna inandım ki Allah bazen kullarına, ‘’Yürü ya kulum’’ diyor. Nasip olayına çok inanıyorum ben gerçekten. Doğru zaman demek ki bu zamanmış. Ve ben şimdilerde iyiki bir şeyler yapmışım diyerek sonsuz inancım ile yeni yolumda yürüyorum.

İmera’dan ayrılmış ve bireysel olarak yola devam ederken halen İmera olarak anılmayı nasıl karşılıyorsunuz.

Ben artık İmera olarak anılmak istemiyorum. Onlara da zarar vermek istemiyorum. Bazıları şöyle diyor; o kız mı ayrılmış tamam artık biz dinlemeyiz. Evet beraber güzel bir iş yapıyorduk. Sonrasında ayrıldık. Ben yoluma devam etmeyecektim ama oldu devam ettim. Şimdi ben Merve Yavuz’um, İmera değilim.

Bireysel olarak yürüyeceğiniz bu yolda yakında bir albüm haberi yapar mıyız?
Şuan da albüm çalışmam yok  ama bu demek değil ki ilerleyen zamanlarda olmayacak. Bir zaman veremem çünkü ülke gündemi çok karışık ve ben bu gündemde bir albüm çıkartarak böyle bir risk almak istemem. Zaten şöyle bir şey var albüm çıksın deyince albüm pat diye çıkmıyor. Yoğun çalışma gerektiren bir durum.

Sizin de yöresinin insanı olduğunuz Karadeniz müziğinde sizin için özel olan birisi var mı?

Fuat Saka ve Kazım Koyuncu. Fuat SAKA’ya Uluslararası alanda Türk Halk müziğini tanıttığı için saygım sonsuz. Üstüne fazla söz söylemeye gerek yok kısaca bana göre efsanedir.

Türkiye’de bazı müzisyenlerin çok abartıldığını düşünüyor musunuz?
İnsanlar abartsınlar ama nasıl? Hakkediyorsa abartsınlar. Herkes kendini  önemsesin. Ben hep şuna inanırım; eğer ben iyi olursam etrafımdakiler de iyi olur. Ben mutlu olursam ailemde, çevremdeki insanlarda mutlu olur. Ama ben mutsuz olursam, ben işimi de iyi yapamam. Ben aileme de her hangi bir katkıda bulunamam. Tabi bu önemseme çok fazla  şımarıklık boyutunda olmamalı. Bazı isimler kendilerini ispatlayıp bir marka olmuşlar. Onlar istediğini yapsın. Çünkü, bir yerlere gelmek kolay değil. Hele ki yerelden çıkıp da ulusala seslenmek...

Her şarkıyı seslendirir misiniz yoksa bu konuda seçici misinizdir?
 Ben her şarkıyı seslendirmiyorum. Seslendirdiğim  şarkıyla gerçekten aramda bir bağ olduğuna inanıyorum. Şöyle kalıplaşmış bir düşünce var; senin sesin güzel sen her şarkıyı okursun. Bence her sesi güzel her şarkıyı okumasın, gerçekten hakkını verebileceği şarkıyı okusun. Ben aslında sanat müzikçiyim. Sanat müziğinden Karadeniz müziğine geçmek kolay değil. Tamam Trabzon’da doğup büyümüş olabilirim. Fakat ben çok fazla otantik Karadeniz müziğini dinleyen bir insan değildim. Karadeniz müziğini kendime hiç yakıştırmazdım. O tadı veremeyeceğimi düşünüyordum. Baktım benimde can verebileceğim eserler varmış devam ettim yoluma. Şimdi iyiki de Karadeniz’in büyüsüne kapılmışım diyorum

Kendinize ait besteleriniz var mı?
Birkaç bestem var fakat onları kendime saklıyorum şu anlık.

Karadeniz müziğini ilerleyen zamanlarda nerede görmek istiyorsunuz?
Karadeniz müziğini gerçekten çok iyi yerlerde görmek istiyorum. Zaten popüler kültüre hitap etmesiyle şuan zirvede diyebiliriz.Fakat belirtmeden geçmek istemiyorum bu işi kaliteli yapmak için çabalayan isimlerin yanında sırf ticari düşüncelerinden ve gereksiz hırslarından dolayı müziğimiz alt basamaklara çekmeye çalışanlarda yok değil yani.

Zamanla popülerliğiniz gerek sosyal medya hesaplarınızda gerek kendi sosyal çevrenizde bir artış gösterdi. Sizi bu durum nasıl etkiledi, rahatsız olduğunuz durumlar oldu mu?
Bu durumun beni çok da etkilediğini söyleyemem. Müzisyenlikten dolayı  çok fazla yeni insanla tanışıyorsun fakat sürekli görüştüğüm dostlarım arkadaşlarım sayılıdır.

İnsanlardan kaynaklanan bir rahatsızlığım hiçbir zaman olmadı. Çünkü hayatımda bana rahatsızlık verebilecek insanlar yok. Sanırım zırhım kuvvetli benim J Herkesin hayatında olabileceği kadar can sıkıcı durumlar yaşıyorum zaman zaman. Ötesinde bi durum olmadı.

Bu iki yıl içerisinde kendinizde bir değişim far ettiniz mi veya bu tarz bir eleştiriyle karşı karşıya kaldınız mı?
Hiçbir zaman böyle bir eleştiriyle karşı karşıya kalmadım ne ailemden ne arkadaşlarımdan. Ben 2 yıl öncede arabama binip okuluma gidiyordum aynı şekilde bir hayatım vardı. Şuanda da aynı hayatımı yaşıyorum. Hamdolsun ailem bana her şeyi sağladı bu yaşıma kadar. Ben öyle gözü çok yükseklerde olan bir insan değilim. Evet insanoğlu olarak benciliz. Hep bir tık daha ilerisi olsa olmaz mı diye didinmektense şükür etmek lazım her zaman halimize.

İşin özü ben Merve Yavuz’um 2 yıl öncede öyleydim şimdi de öyleyim.

Ve en son SOL YANIM’ı sormak istiyorum

Erkan YEŞİLYURT abimin söz ve müziği kendine ait olan efsane şarkısı diyorum bende J Şarkıyı ilk duyduğumda ben okumalıyım demiştim.Ve Aycan YETER le yeniden can bularak seslendirmek şimdilere nasip oldu. Güzel de oldu diye düşünüyorum. Burcu YEŞİLBAŞ’ın yönetimiyle de ahengi  başka klip oldu. Bireysel olarak yürüdüğüm  ve seslendirmekten ayrı zevk aldığım bir şarkı olması nedeniyle de ayrı anlam taşır oldu bende.

Sizin söylemek istediğiniz bir şeyler var mı özel olarak?
Olmaz olur mu? Bugüne gelmemi sağlayan, her fırsatta yanımda olan canım aileme bi teşekkür de buradan olsun ..İsimlerini zikretmekten usanmayacağım Burcu YEŞİLBAŞ ve Aycan YETER  ..Unutmadan  Mahmut abime de desteği için teşekkür ediyorum daim olsun hep..Güzel insanlar hep var olsunlar diyorum. Yalnız yürüdüğüm yolda dostluklarıyla, destekleriyle her daim yanımda olduklarını hissettirmeleri tarifi mümkün değil gerçekten. Bundan sonra güzel şeyler yapacağız inşallah.

Son Güncelleme: 01.12.2016 08:08
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.