Yaşamlarının daha baharında, üç filiz, üzerlerindeki ağır yüke dayanamayıp kırıldılar. Maltepe Tıp Fakültesi öğrencisi Yağmur Çavuşoğlu, Çukurova Tıp Fakültesi Pediatri Asistanı Dr. Ece Ceyda Güdemek, Kalp Damar Cerrahı Dr. Engin Karakuş aynı gün yaşamlarına son verdiler. 30 Ekim 2017

Hepimiz çocuklarımızın iyi okullarda okumalarını ve iyi eğitim almalarını istiyoruz. Eminim ki bu üç kardeşimiz, Tıp Fakültesi 1. Sınıfa başladıklarında sevinçten havalara uçmuştular. Hem kendileri hem aileleri çok sevinmişti. Arkadaşları ve öğretmenleri onlardan övgü ile bahsetmişti.

Oysa Türkiye’de sağlık gerçeği bilinenden çok farklıdır. Bir türlü çıkmak bilmeyen şiddet yasası vardır. Her şeye el kaldıran sözüm ona milletvekilleri bu yasaya el kaldırmazlar. Seçilene kadar her şeye söz veren doktor milletvekillerinin bazıları, iktidara geldiklerinde kör-sağır-dilsiz olurlar.

Bizi toplumun önüne atanlar bilmeliler ki bu böyle gitmez. Bir patlama noktasına doğru sürüklenmekteyiz. İsteğimiz odur ki patlayıp da her şey kırılıp dökülmeden sesimiz duyulsun.

İsteğimiz odur ki 36 saat nöbet tutturulan asistan nöbetleri son bulsun. 36 saat bir insan nasıl çalıştırılabilir? 36 saat çalışan bir asistan gelen hastaya nasıl gülebilir? Nasıl teşhis koyabilir? 36 saat; hem de bir defa değil ayda 10 defa bu şekilde nöbet tutturulan bir insan nasıl buna dayanabilir?

Bulundukları ilçelerde tek çalışan uzman arkadaşlarımızın çoğu yılın 365 günü icapçıdır. Her telefonları çaldığında koşarak hastaneye gitmelidirler. Ne aile hayatları kalır, ne sosyal yaşantıları. Ne kadar katlanılabilir ki buna? İnsan sevgisi olmasa hangi hekim bu mesleği sürdürebilir ki?

Öğrencilik ilk zorlukla karşılaştığımız yerlerdir. Üniversite sınavından yeni çıkmış kardeşlerimiz anatomi ile tanıştıktan sonra lise hayatlarının ne kadar da kolay olduğunu konuşurlar. Zordur Tıp Fakültesi okumak. Zordur her gece ders çalışmak. Sinemaya, hafta sonu gezmeye gittiğinde aklında gireceğin sınavlar vardır. Arkadaşların günün zevkini çıkarırken, sen kaybettiğin dakikalara yanarsın.

Sonra mesleğe atılırsın. Bir bakan çıkar, açıklama yapar;

-Çalışma koşulları iyileştirilecek.

-Şiddet yasası çıkarılacak.

-Emeklilik çalışmaları sürüyor……..

Yeni bakan gelir.

-Sizin yanınızdayız.

-Şiddet yasası çıkarılacak.

-Bu koşullar kabul edilemez……….

En son gelen bakanın söyledikleri;

-Şiddet yasası çıkarılacak.

-Çalışma koşulları düzeltilecek.

-Emeklilik ile ilgili çalışlma başlattık…..

Biz bunları istemiyoruz sayın bakanım.

Bizler sizden şunu talep ediyoruz;

-Şiddet yasasını çıkarın ve sonra çıkıp şiddet yasası çıkardım diyin.

-Asistanlar başta olmak üzere çalışma koşullarını düzeltin ve bizleri siyasilerin elinde seçim malzemesi yapmayın. İllerde yapacağınız yapılanmalarda bizlerin görüşünü alın ve sonra çıkın diyin ki bu yaptıklarımız şehirdeki tüm sağlık çalışanlarını görüşü doğrultusunda yapılmıştır.

-Emeklilik yasasını çıkartın ve sonra çıkıp açıklama yapın.

Ben 26 yıllık hekimim aynı şeyleri dinlemekten bıktım. Büyüklerim benden daha fazla dinlemiştir. Benden küçük olan kardeşlerim; sizler de aynı şeyleri dinlemeye devam edeceksiniz.

Bunun sonu yok mudur? Elbette vardır.

Ne zaman ki birlik oluruz, bir hareket ederiz. O zaman kimse bize masal anlatamaz.

O zaman hikayeyi birlikte yazarız.

O zaman kurtuluruz.

Filizlerimizin kırılmaması ve yolumuzun hikayesini beraber yazabilmek dileği ile…

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol